
Yaratıcı Çıkış
“Sanatın yaşamda çok büyük bir önemi olduğunu düşünüyorum. Özellikle de bir tür zorluk yaşayan insanlar için…”
Ingmar Bergman, Persona (1966)
Fransız bir psikanalist olan Andre Green, Freud’un “Olumsuzlama” makalesinden yola çıkarak “Olumsuzun Çalışması” düşüncesini geliştirmiştir. Green için olumsuzlama yalnızca bir savunma mekanizması değil düşünmenin kendisini mümkün kılan bir işlevdir. Olumsuzluk sadece yıkıcı değil aynı zamanda yaratıcıdır. Olumsuzun çalışması bu bağlamda, negatifin çalıştırılarak ruhsallıkta yokluğa yer açılmasıdır. Yokluk, eksiklik ve boşluğa bu şekilde tahammül edilebilmesi yaratıcı bir çıkışı mümkün kılabilecektir. Bilinçdışındaki çatışmaların simgeleştirme yoluyla duygusal, sanatsal ve entelektüel yaratımlara dönüştürülebilme yetisidir.
Andre Green ışığında sanat, ölüm itkisine bir yanıt olarak karşımıza çıkabilir. Sanat yalnızca estetik olan değil ruhsal çatışmaların ve ölüm itkisi ile yüzleşmenin ve dönüştürebilmenin en yaratıcı yollarından biridir. Eksik olanın kabul edilmesi, düşünsel alanda var olabilmesi ve sanat yoluyla biçimlendirilmesi yani -yaratıcı bir çıkış...
Sanatçının Kendine Yolculuğu (2021) kitabında analistin sözel müdahaleleri ve yorumlarıyla; bilinçdışının ve eksiğin dile geldiği anların, analizan tarafından fark edilmesine yol açtığından söz edilir. Evrensel olarak da şairler ve sanatçılar bilinçdışının dili yoluyla sanatlarını biçimlendirirler. Yani malzemeleri “ruhsallık” olarak adlandırdığımız ele gelemeyen ve karanlıkta kalan alandır. Bu bağlamda psikanalist ve sanatçı, kendi malzeme ve araçlarıyla bu alana dair yeni tanımlamalar getirirler.
Lacan analitik süreçte öznenin; kimlik, eksik ve arzu ile ilişkisi bağlamında geçmişin yeniden yazılmasından söz eder. Yani kişi analiz sürecinde kendi hikayesini ikinci kez yazar ve kendi tarihine yeni bir anlatı yaratır. Psikanaliz de bu bağlamda kişiye acı veren ruhsal yapılanma ile çalışmaya ve öznenin hikayesini yeniden yazmasına olanak tanır.
